Aslı astarı

Elimin hamuruyla bulaştığım top dünyası…

Ben kimim?

Ben spor seven bir kadınım. Öyle takım tutuyorum, onun maçlarını seyrediyorum gibisinden değil, ne bulursam seyrediyorum cinsinden spor seven bir kadınım. Durduk yerde kanal gezip herhangi bir futbol veya basketbol maçı bulup seyredince rahatlayan, mevsimleri Grand Slam mevsimleri olarak ayıran, rugby gibi hiç anlamadığım bir sporu sonuna kadar izleyip kurallarını öğrenmeye çalışan acayip bir tür yani…

Yorum yapmaya da bayılıyorum. En eğlendiğim şey ise kendi hallerinde futbol izleyen kalabalık bir erkek grubunun içinde onların dilinden yorum yapmak. Bütün kafaların aynı anda bana dönmesini görmek, kısa bir sessizlik ve süzmeden sonra da takdir dolu yorumları duymak. Ne de olsa biz ofsayt nedir anlamayan bir cinsiz değil mi  :) Bana kalsa kadın dergilerinde erkekleri etkilemenin yüz seksen beş yolunun en başına futbolu sevme ve öğrenme maddesini koyardım. Sanki soğuk füzyonun formülünü bulmuşsunuz gibi hayranlık uyandırabiliyorsunuz.

Bu sayede sevgilim dünyanın en kıskanılan erkeklerinden biri. Düşünsenize başka bir evde dizi mi maç mı kavgası yapılırken bizim evde F1 biter bitmez gündüz maçına, oradan da akşam maçlarına geçiliyor. Hatta daha ziyade kendi takımıyla ilgili olan sevgilim başka maçlara olsa da olur olmasa da olur gözüyle bakarken ben kendisini “Bursa maçını seyredilecek! Şampiyon olurlarsa tura çıkacağım” diye zorlayabiliyorum.

Benim takımım mı? Galatasaray. Niye Bursa şampiyon olursa tura çıkıyorum? Çünkü kadınım :) Çünkü biz kadınlar her şeyi olduğu gibi sporu da değerlendirirken farklı sinir uçlarını kullanıyoruz. Galatasaray taraftarıyım. Kendimce de fanatiğim. Forma giyip maç seyretmeler, çeşitli batıllar yapmalar gırla gidiyor yani. Ama bir kadının algısı daha farklı oluyor işte. Zamanında Ali Sami Yen’de oynanan Fenerbahçe maçında o çirkin olaylar yaşandığında kendi kendime ceza vermiştim takımıma ve 6 ay hiçbir maçını seyretmemiş, takımın adını ağzıma bile almamıştım. (Tavşan dağ ilişkisi) Veya Zico döneminde Zico’ya müthiş bir sempati besleyip onunla formunun doruğuna çıkan Brezilyalı grubunu inanılmaz bir keyifle izlemeye başlamıştım. (Tabi sevgilimin dünyanın en centilmen Fenerbahçelisi olmasının da bunda büyük bir payı var.) Bir ara neredeyse her puan kaybının suçunu hakeme yükleyen sevgili Sinan Engin sayesinde seyretmediğim tek takım Beşiktaş olmuştu. Neyse ki Mustafa Denizli tam bir beyefendi… Bir de ısrarla hafta tahminleri yapmasa :)

Bu işe kalkıştım çünkü kadınların spora farklı bir yorum ve güzellik kattığını düşünüyorum. Elinin hamuruyla sporla ilgilenen kadınların spora bakışı, sporu değerlendirişi erkeklerden çok farklı ve ilginç. Kadın ve çocukların spora izleyici olarak katılışı arttıkça sporun fair-play ruhu ve medeniyeti daha çok gelişiyor sanki. Ben de madem seyretmekten de yorum yapmaktan da bu kadar keyif alıyorum, hadi bunları kayıt altında tutayım dedim. Kimse okumazsa ben okurum. :)

Sorularınız için: info@asliastari.net