Aslı astarı

Elimin hamuruyla bulaştığım top dünyası…

Galatasaray’lı olmam utanç duymama engel değil!

Türk dizilerinden haz etmem. Law & Order Special Victims Unit adlı diziye bağımlıyım. (Hukuk ve Düzen: Özel Kurbanlar Birimi) 40 kişiyi hunharca öldüren cani bir katilin yargılanma sürecinde yaşanan en ufak bir soruşturma yanlışlığı sebebiyle davasının düştüğünü, o caninin elini kolunu sallayarak dolaştığını izlemişimdir birçok kez. Kanıtın önceden bildirilmemesi, sanığın avukatı olmadan sorgulanması gibi eften püften denebilecek sebeplerle hem de…

 Yeni sezonun ilk bölümlerini seyretmeye başladığım günlerde başlayan Şike Operasyonu’nu bu düşüncelerle izledim hep. “O hukuksa bu ne” diyerek… Emniyetten sızdırılan yalan yanlış bilgiler, var olduğu söylenen ama ortaya çıkmayan deliller gırla gitti hep. Üçüncü gününden itibaren davaya olan inancımı kaybetmiş, Türk insanının artık düşünmeye alıştığı şekilde “acaba bunun altında ne var” diye düşünmeye başlamıştım. Bir sporsever olarak tavrım netti: Bir suç varsa cezası verilmeliydi. Şike varsa, ispatını ortaya koyar cezası neyse verirdin, şikeyi yapana da oh olsundu. Ama öyle saçma bir tiyatro çıktı ki ortaya, her adımla daha da sıvandı ortadaki pislik… Ne şiş yansın ne kebap diyerek böyle bir senaryoyu yönetemeyeceğin baştan belliydi de, elin adamı senin gibi düşünmedi elbet. Adalet kavramı, elinde tartıyla duran gözü bağlı avrat değil batıda…

 Bugün son noktası oldu her şeyin. Bir takım ki şampiyon oluyor. Şike ile suçlanıyor, kendisine deniyor ki “Avrupa’ya gitmeyeceksin ama gel ligde oyna.” Bunu hangi takım, hangi taraftar kabullenir bilemiyorum. Ve bir sporsever olarak içim yanıyor. Gözünü sevdiğim Türk adaleti, sersene delilleri ortaya. Avrupa’ya yollamayacaksan düşürsene ey TFF! Senin ligin değerli değil mi Şampiyonlar Ligi değerliyse? “Sevişirim ama öpüşmem” yapma, “Yetmez ama evet” deme. “Ben seni Avrupa’ya yollamayayım, şimdi gel ligde oyna, ama belki lig sonuna doğru küme düşürürüm ha!.” Fenerbahçeliyi çağırıp “eğil” de diyecek misiniz?

Bir o kaldı gibi geliyor zira bana… Yazık… Gerçekten çok yazık…

Bir sözüm de sana zil takıp oynayan şuursuz rakip taraftar… “Çok güzel bir soruşturma süreci bu, aynısı benim takımıma olsa büyük saygı duyarım” diyebiliyor musun? Yarın aynısının senin başına gelmeyeceğinin garantisi olduğunu biliyor musun? Rakibinin yenilgisiyle mutlu olabilirsin, ama işkence edilerek öldürülmeye çalışılan adamın arkasından eğlenemezsin, ayıptır, günahtır. Ayrıca salaklıktır. Sanır mısın ligin bir tadı kaldı bu saatten sonra? Sana yapılınca ayıp, Fenerbahçe’ye yapılınca hak… Adalet kavramımız milletçe bu sınıra kadar geldi artık, yapılacak bir şey yok. İmam cemaat ilişkisi söz konusu bir yerde.

Öyle şeyler yaşanıyor ki Türkiye’de, birileri sanki şöyle diyor: “Ben adalet adına her türlü saçma sapan işi yapabilirim, bunu değiştirmeye de kimsenin gücü yetmez…”

Bu sene yaşadığımız hissiyat: Bir operasyonla gözaltına sonra da içeri alınan insanlara duyulan saygı artmakta, kendilerinin doğru insanlar olduğuna yönelik kanı pekişmektedir. Türkiye’nin düştüğü acıklı durum daha net nasıl ifade edilebilir ki?

İş yoğunluğu sebebiyle ara vermek zorunda kaldığım bloguma bu yazıyla döndüğüm için üzgünüm… Ama iyi şeyler olmuyor, beklemekle de olmayacak gibi güzel ülkemde…

Categories: Aklımdan geçenler - Aslı Topu Tut - Fenerbahçe