Aslı astarı

Elimin hamuruyla bulaştığım top dünyası…

Beşiktaş hız kesmiyor

Beşiktaş yüklendi, Medical Park Antalya direndi, Beşiktaş golleri kaçırdı, Medical Park Antalya tek tük doğan fırsatları değerlendirmeye çalıştı. Beşiktaş’ın sahadaki her oyuncusu tek tek, ayrı ayrı koştu, ama bir Ernst vardı ki bugün sahada, “Beşiktaş’ın konuşulacak yıldızları sadece Quaresma ve Guti değil, ben de varım” dercesine nefis iki asist yaparak Bobo’nun sadece topa dokunmasını sağladı ve maçın kahramanı oldu. Takımıma not: Her sene Beşiktaş’tan bir futbolcu alınacaksa seneye ilk defa hayırlı bir iş yapın ve Ernst’i alın lütfen, bakın Q7, Guti falan istemiyorum. Alırsanız niye diye sormam, ayrı…

Beşiktaş’a imrenmemek elde değil.  Schuster, tam bizim Türk taraftarının özlediği gibi bir takım oynatıyor. Koşan, ileride basan, her topa ayak koyan. İstekli, hırslı. Bir futbol takımı teknik direktörü gibi değil, 12 Dev Adam’ı yöneten Tanjevic gibi. Sürekli müdahale ediyor maça, sürekli değiştiriyor formatı, nefes veriyor takıma. Bir de 12’inci oyuncu olan canavar taraftar var elbet. Maçın başından sonuna kadar takımını destekleyen, yerinde oturmayan. Beşiktaş’ın yönetimi, Beşiktaş’ın oyuncuları, Beşiktaş’ın taraftarı her maça “nasıl olsa kazanacağız” ruh halinde çıkıyor. Bu bile maçı kazanmak için çok büyük bir artı. Her şey inanmakla başlamıyor mu? Bana itiraz edecek olan taraftar lütfen oturup düşünsün: Tek başına maçın kaderini değiştireceğine inanarak koltuğun hep aynı tarafında oturan, uğurlu forması ile maça başlayan, maçın seyrine göre sürekli pozisyon değiştiren kimse yok mu aranızda? Bunun bir maç boyunca bütün stada sirayet ettiğini düşünün bir de, bence sonuç çok normal…

Deniz Barış’ın sarı kart gördüğü pozisyonda Q7’ye yaptığı hareket en düzgün tabiriyle ayıp oldu. İyi oyunculara öldüresiye faul yapılmasından hoşlanmıyorum ben. Fenerbahçe’de forma giymiş bir futbolcudan daha güzel futbol görmek istiyorum. Ayrıca hakemin Antalya’nın aleyhine çok önemli üç düdüğü vardı, çaldığı ve çalmadığı… Birincisinde Hakan’ın kendini yere bıraktığı, topun Necati’nin önüne düştüğü ve hakemin faul çaldığı… İkincisinde Zapotocny’nin ayağı herkesin üzerine kalkmasına rağmen Beşiktaş lehine endirekt serbest vuruş verdiği… ve maçın 90+2 de skorunu belirleyen, Necati’nin İbrahim Üzülmez tarafından ceza sahasının içinde çekildiği, üzerine basıldığı… Ben hakemi  maçın geneline göre değerlendirmekten yanayım. Hakem vardır sertliğe göz yumar, iki tarafa da aynı şekilde davranır, bir şey demem. Hakem vardır gördüğü her sert harekete kart çıkarır, standardı budur, bir şey demem. Ancak Kerem Şeras rakibinin formasından bunun yarısı kadar çektiği için sarı kart gördü aynı maçta… Yani şans da yanındaydı Beşiktaş’ın bu akşam.

Geriye doğru hızlı koşan, hızlı oynayabilen, kontratakla gol bulma becerisine sahip olan bir takım çıkarsa bileğini bükecektir Beşiktaş’ın, ancak o güne kadar Bursaspor kusuruma bakmasın halen şampiyonluğun en büyük adayı Beşiktaş’tır bana göre. Bakalım haftaya Trabzon deplasmanında neler olacak. Merakla bekliyorum…

Son not maç öncesi konuşan takım ve oyuncular için: Maç öncesinde “Rakibi böyle duman edeceğiz, şöyle feleğini şaşırtacağız” yorumlarına illet oluyorum ben. Önce oyununu oyna, sonra konuş değil mi? O kadar büyük konuşacak futbolcular olsaydınız yeriniz farklı olurdu şu anda değil mi? Ne oldunuz siz şimdi???

Categories: Beşiktaş